Eğitimci-Yazar Hasan Fayda, toplumsal adaletsizlikleri, derinleşen ekonomik krizi ve genç neslin gelecek kaygılarını sıra dışı bir otopsi ve VAR incelemesi metaforu üzerinden ele alıyor.
Yazar, adeta bir futbol programındaki hakem tartışmalarını andıran bir anlatımla söze başlıyor. “Oynatalım Ermancığım… Oynatalııım! Durdur! Durdur! Biraz geri al, az ileri tamaaam, oynatalım şimdi!” ifadeleriyle başlayan incelemede, mezarı yıllar sonra açılan bir vatandaşın eski arşivlerdeki otopsi görüntüleri mercek altına alınıyor. Siyasetin gölgesinde kalan bulguların inandırıcılığı tartışılsa da yazar doğrudan çıplak ve acı gerçekleri sergilemeyi tercih ediyor.
Ekranda 70’lerin restore edilmemiş Yeşilçam filmleri gibi yıpranmış ve parazitli görüntüler beliriyor. Güncel imkanlarla bu kayıtlar temizlenip 4K kalitesine ulaşıldığında, bilirkişinin şu çarpıcı tespiti öne çıkıyor: “Organlar videoda mevcut, gerçekte ise çoktaaaan..!” Adalet çizgisinin de düzgün değil, tıpkı adli tıp raporundaki gibi aşağıya doğru eğimli olduğu vurgulanıyor.
Kamera 1: Sistem Yorgunu Bedenin Dış Muayenesi
Otopsinin ilk aşamasında, sistemin yıprattığı bedenin dış muayenesi gerçekleştiriliyor. Gözlerin bir tarafı “KPSS’den 90 aldım ama yine de atanamadım.” belgesine odaklanmışken, diğer tarafı gerçekçi olmayan enflasyon ve işsizlik istatistiklerine kilitlenmiş durumda. Umut ışıkları, yüksek teknolojili yeni otopsi kameralarına rağmen tamamen sönmüş.
Omuzlar ise ağır yükler altında ezilmiş: Yer altındaki madencinin grizu korkusu, fabrikadaki işçinin emeğinin karşılığını alamama sancısı, atanamayan öğretmenlerin ezikliği ve işsiz gençlerin omuzlarındaki çöküntü kalıcı postüral bozukluklara yol açmış. Ellerde de durum farksız; MHRS üzerinden boş randevu aramaktan aşınan parmaklar ve pazardaki pahalılık karşısında cebini sıkmaktan nasır tutan eller göze çarpıyor.
Kamera 2: Toplumsal Çöküşün İç Organ Analizi
Mide incelendiğinde; sürekli değişen eğitim müfredatları, MHRS sisteminde bulunamayan randevular yüzünden yutulan ağrı kesiciler ve bozulan ekonomik verilerle dolu olduğu görülüyor. Bu midenin en son ne zaman et sindirdiği ise saptanamıyor.
Toplumun hukuk ve adalet merkezini temsil eden omurga incelendiğinde ise durum daha vahim. Büyük tantanalarla, dron destekli canlı yayınlarla yapılan dev operasyonlarda büyük balıkların ağdan kolayca sıyrıldığı, tüm cezanın ise küçük balıklara kesildiği görülüyor. Bu durum, adaletin terazisindeki dengesizlikle birlikte omurgada adalet kırığı yaratmış. Boynu hayatı boyunca dik duramayan bu bedenin, hep bükük kalması bu illüzyonun bir sonucu.
Kalp ve toplumsal ahlak boyutunda ise, kutsal değerler arkasına gizlenen samimiyetsizlikler ve ahlaki erozyon dikkat çekiyor. Yıllarca süren riyakarlık inanç dünyasını yıpratarak insanları deizme, ateizme ve apateizme sürüklemiş durumda. Beyin ve ruh sağlığı raporunda ise şu özel not yer alıyor: “Gençlikte kronik işsizlik, gelecek kaygısından çöken psikolojiler ve belirsizlik… Kesin ölüm nedeni hâlâ yükleniyor… Lütfen bekleyiniz!” Gençlerin her gece mülakatlardaki kayırmacılık ve gelecek kaygısıyla yaşadığı krizler, nöronların infilak etmesine yol açmış.
VAR İncelemesi ve Sistematik İmha Kararı
İncelemenin sonunda VAR ekranına tekrar gidiliyor. 34. saniyedeki görüntüler 5G hızı ve 4K netliğinde izlendiğinde; işçiye, emekliye ve diplomalı gençliğe yönelik bariz baskılar netleşiyor. Sistem hakemlerinin “Kendi düşen ağlamaz.” yaklaşımına karşılık, yazar doğrudan bir kırmızı kart gösteriyor.
Mevtanın liyakatsizlik, ekonomik kriz ve yıpranan toplumsal değerler arasında sıkışarak can verdiği belirtiliyor. Televizyonlardaki parıltılı hayallere ulaşmak adına çizgiyi şaşıran, her ay yeni bir müjde beklentisiyle uyutulan bu bünye, adeta sistem tarafından hissettirilmeden yok edilmiş. Ameliyathane ışıkları sönse de toplumsal analiz tüm çıplaklığıyla önümüzde duruyor.
